Merhaba. Aslında size o kadar da yabancı değilim. İçinizden biriyim. Size hikayemi anlatmaya başladığımda benimle ilgili daha çok şey merak edeceğinize eminim. Merakınızı biraz da olsa gidermek adına, oldukça gerçek olan hikayelerimde size kendimle ilgili küçük bilgiler vereceğim. Bu bilgiler, Tinder maceralarımı okurken görsel hafızanızı kullanmanıza yardımcı olacak. Beni şimdilik sadece görsel hafızanızı kullanarak hayalinizde görebilirsiniz. İlerleyen zamanlarda belki gerçek beni de tanısınız kim bilir. Öncelik olarak sadece bir hayalden ibaret olmayı seçiyorum. Kalabalık sokaklarda belki benimle yan yana yürüdünüz. Belki bir sinema salonunda hemen yanınızdaki koltukta oturdum. Belki trafikte aynı kırmızı ışığa yakalandık ve o gözünüzü alamadığınız kadın bendim. Şimdilik bunları asla bilemeyeceksiniz. Daha da önemli bir şey var ki belki bu anlattıklarım sizin de hikayeniz. Eğer yolunuz bu satırlardan geçer ve hikayemi hayatınızın bir kesitiyle benzer bulursanız, benim kim olduğumu anladınız demektir. İsimlerinizi değiştirdim ama hikayemizi asla. Artık hiçbir şey iki kişi ve dört duvar arasında kalmayacak. Özgürce ve doyasıya Tinder maceralarımı anlatacağım. işte başlıyorum!

Başlangıç cümlem şu olsun istiyorum: "Tinder günlüğüme hoş geldiniz." Işıklı, göz alıcı ve fosforlu hayal edin lütfen. İnanın hak ediyor. Tinder uygulamasını biliyorsunuzdur. Belki bilmiyorsunuzdur diye özet geçeyim. Tinder en basit haliyle bir flört ve arkadaşlık uygulaması. Genel tanımında arkadaşlık da geçtiği için arkadaşlık detayından bahsettim. Emin olabilirsiniz ki kimse bu uygulamaya arkadaşsız kaldığı için girmiyor. İşin boyutu her zaman farklı yönlere gidiyor. Nasıl mı? Anlatacağım.

Benim Tinder uygulaması ile tanışmam, şu meşhur kız kıza whatsapp gruplarından birinde dönen geyik muhabbetleri vasıtasıyla oldu. Whatsapp grubunda bu uygulamayı kullanan insanların oldukları gibi değil, olmak istedikleri kişiler gibi davrandıklarından, fantezilerini çekinmeden açığa vurabildiklerinden söz ediliyordu. İnsanlar aslında orada kurguladıkları hayatları yaşıyorlardı. Evlilerse eşlerine, düzenli bir ilişkileri varsa sevgililerine söyleyemedikleri, onlardan isteyemedikleri her şeyi yeni tanıdıkları ve belki de bir daha hiç görmeyecekleri insanlardan istiyorlardı. Sekste köle veya efendi olmak isteyenler, fetişler, kısaca aşırılığa dair ne varsa önünüze seriliyordu. Kişiye bu sınırsızlık imkanı tanıyan şey, belki de dilediğince yalan söyleyebilme özgürlüğüydü. Nasıl sınırsız bir özgürlüktü bu böyle! Biraz da psikopatçaydı. Farklıydı. Fantastikti. Çoktan merak etmeye başlamıştım ve bu merak beni adeta içine çekiyordu. Boşlukta olmasam belki de bu konuyla bu kadar ilgilenmezdim ancak gerçekten büyük bir boşluktaydım.

Uzun sayılabilecek bir ilişkiden yeni çıkmıştım ve bu ilişkinin tüm kalıntılarından kurtulmam gerektiğini hissediyordum. Çok kolay olmayacağını biliyordum. Alışkanlıklardan kurtulmak zordur bilirsiniz. Çoğu zaman kendinizi akıntıya karşı yüzüyor gibi hissedersiniz. Ben de tıpkı böyle hissediyordum ama kararlıydım. Kurtulacaktım. Psikolojik şiddetin had safhada olduğu, sürekli olarak aşağılanmaya maruz kaldığım, ruhsal yönden olmadığım gibi cinsel yönden de asla tatmin olamadığım saçma bir ilişkiyi, nihayet sonlandırma kararı almıştım. En zor adımı atabildiğime göre, elbet gerisini de halledebilirdim. Böyle bir ilişki içerisinde nasıl uzun süre kaldığıma o gün olduğu gibi bugün de hayret ediyorum. Zaten çok da sağlam olmayan özgüvenim bu ilişki ile tamamen yerle bir olmuştu. Zamanını, duygularımı ve benliğimi paylaştığım bu adam, cinsel başarısızlığımı kiloma bağlıyordu. Bunu söylediğim için beni gerçekten kilolu zannedebilirsiniz. O yüzden ondan başka hiç kimsenin kilolu olduğumu düşünmediği vücut ölçülerine sahip olduğumu söylemeliyim. Türk kızlarının standartlarını düşündüğümüzde boyum daha uzun ve bütün olarak bakıldığında incecik diyemeyeceğiniz fit bir vücut yapısına sahibim. Bugün bile ona kilolu olduğumu düşündüren şeyin ne olduğunu bilmiyorum. Tahminlerim var tabii. Mesela onun boyunun kısa oluşu ve bu nedenle yan yana olduğumuzda benden daha sıska duruşu benim suçum değil. Kendi bedensel yetersizliğini ve kendi cinsel başarısızlığını benim ışığımı söndürmeye çalışarak yenmeye çalıştığını düşünüyorum. Bugün bunların farkında olduğum için size söyleyebiliyorum. O zamanlar farkında değildim. Psikolojik şiddet böyle bir şey. Karşınızdaki kişi sizi öyle bir bastırıyor ki bir noktada direnemiyor, onun söylediklerine inanıyorsunuz. Ben de sürekli aynı aşağılanmalara maruz kalarak başarı ile sindirilmiş, bunun sonucu olarak da kabuğuma çekilmiştim. Size daha kötüsünün ne olduğunu söyleyeyim mi? Psikolojik şiddet ile karşınızdaki kişi sizi öyle bir eline geçiriyor ki onun ağzından çıkan istisnasız her bir kelimeyi gerçeğiniz sayıyor, tüm bu sürecin sonunda ise birçok konuda kötüyüm ama en azından hayatımda biri var diye düşünerek teselli olmaya çalışıyorsunuz. Eğer hayatınızdaki o erkek de giderse onun ağzından çıkan başarısızlıklarınız ve eksiklerinizle sizi kimse istemez sanıyorsunuz. Bir erkeğin ağzından çıkan her cümleyi, kendiniz hakkında her erkeğin ağzından çıkabilecek cümleler olarak kabul ediyorsunuz. İşte bu yanılgı, içinde bir saniye bile olmamanız gereken bir ilişkiye uzun zaman katlama nedeniniz oluyor. Ne yazık!

Çocukluğumu, travmalarımı ve geçmiş ilişkilerimi düşündüğümde, bu ilişkiye neden ve nasıl katlandığımı anlayabiliyorum. Size de anlatmak isterdim ama onlar farklı hikayelerin konusu. Sadece bu ilişkiden çıkma kararı aldığımda omuzlarımdaki yükün kalktığını, hafiflemiş hissettiğimi, gözlerimdeki perdenin kalktığını, aynada daha güzel bir kadın görmeye başladığımı, fotoğraflarda daha güzel çıktığımı ve söndürülmeye çalışılan ışığımın eskisi gibi parlamaya başladığını bilin. Cennetten köşe bir yerde yeni biçilmiş çim kokusunu solurken, güneşin sıcaklığını hissetmek gibi bir şeydi. Bu huzur dolu anda gözlerimi kapamış ve gülümsüyordum sanki. İşte bu his her şeye değerdi. Bu güzelliği size nasıl anlatabilirim ki! Çok özlediğim birine uzun zaman sonra kavuşmak gibiydi.

Hayat devam ediyordu. Her geçen gün alışkanlıklarımdan sıyrılıyor ve hayatın renklerine dalıyordum. Renkler varmış meğer. Siyah beyaz bir dünyadan çıktığım için çoğu şeye hayret ediyordum. Günden güne keyifleniyordum. Kızlar: "Seninle tanıştırmak istediğim biri var." demeye başlamışlardı bile. Kızlar arasında bu muhabbet çok sık döner bilirsiniz. Eminim erkekler arasında da öyledir. Tahmin edersiniz ki kızların ısrarlarına dayanamayarak kısa süre sonra biriyle tanıştırılmayı kabul ettim. Tanıştırıldığım bu kişinin ismine Ender diyelim. Kim bilir belki de gerçek ismine çok benziyordur. Aramızda kalsın. E hani Tinder maceraların dediğinizi duyar gibiyim. Merak etmeyin zaten Tinder maceramın başlangıcı bu. Sadece Ender arada harcansın istemedim. İki kişi ve dört duvar arasında hiçbir şey kalmasın istiyorum sonuçta. Ayrıca sizi Ender'den mahrum bırakamazdım. Ender karakteri, eğlenceli kız ortamı üyelerimizden bazılarının düşündüğüm kadar tatlı insanlar olmadıklarını bana öğreten kişiydi. Aynı zamanda kendisi de bu kadar alçalamaz dediğim her an, daha da alçalan bir karaktere sahipti. Ender şimdilik burada kalsın ve biz Tinder'a giriş yapalım. Ender konusunu kapatmıyoruz elbette. Sadece bir virgül koyuyoruz. Bu hikayenin bazı kısımlarında tüm erkeklerden öcünüzü aldığınızı hissedeceğinizin garantisini veriyorum. Bu karakter yeniden açılana kadar içinizi ferah tutun ve sıkı tutunun. Yeni karakterlere geçiyoruz.